Dezenflasyonun 3 Yıllık Bedeli: Reel Sektör Üretim ve Rekabet Gücü Kaybıyla Karşı Karşıya
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek liderliğindeki dezenflasyon programı, enflasyonu düşürürken finansman maliyetleri ve kur baskısı nedeniyle sanayi üretimini daralttı, rekabet gücünü zayıflattı. Anadolu iş dünyası, sürecin üretimle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Haziran 2023'te göreve başlamasıyla uygulamaya konulan dezenflasyon programı, üç yıllık süreçte yalnızca yüksek enflasyonla değil, art arda gelen iç ve dış şoklarla da mücadele etmek zorunda kaldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük tarifeleri, zirai don ve kuraklık, İran-ABD gerilimi ve CHP'ye yönelik mutlak butlan kararı gibi gelişmeler programın karşısına çıkan engeller arasında yer aldı. Tüm bu zorluklara rağmen ekonomi yönetimi, enflasyonu kalıcı olarak düşürme hedefinden taviz vermedi ve yıl sonu için yüzde 20'li seviyelerin ortasını kritik eşik olarak belirledi. Asgari ücret, memur maaşları ve kamu tarafından belirlenen fiyatların enflasyon hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi amaçlandı. Arz yönlü politikalarla gıda, konut ve enerji arzının artırılması, verimlilik ve kayıt dışılıkla mücadele önceliklendirildi. Dalgalı kur rejimi, cari açığın azaltılması ve döviz rezervlerinin güçlendirilmesi hedeflendi.
Üç yılın sonunda tüketici enflasyonu 2023 yılı sonundaki yüzde 64,8 seviyesinden 2026 itibarıyla yüzde 32,6'ya gerileyerek programın ana hedefi olan fiyat istikrarı yönünde iyileşme kaydetti. Özellikle Haziran 2023'te yüzde 38,2 olan yıllık enflasyonun kısa sürede zirve yapıp düşüşe geçmesi, sıkı para politikasının etkilerini ortaya koydu. Ancak enflasyondaki düşüşün büyüme maliyeti oldu: 2023'te yüzde 5 büyüyen Türkiye ekonomisi, 2026'da yüzde 3,6 büyüme hızına geriledi. Yine de ekonominin pozitif büyümesini sürdürmesi programın önemli kazanımlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Reel sektör açısından en dikkat çekici gelişme, sanayinin milli gelir içindeki payının yüzde 22,8'den yüzde 17,9'a düşmesi oldu. Bu durum, yüksek finansman maliyetleri ve zayıflayan dış talebin üretim üzerindeki baskısını gözler önüne seriyor. İş dünyasının 'üretimsiz dezenflasyon olmaz' eleştirisinin temelinde de bu tablo yer alıyor. Dış ticaret açığı 106,3 milyar dolardan 93,6 milyar dolara gerilerken, cari açığın milli gelire oranı yüzde 3,6'dan yüzde 2,4'e düştü. İşsizlik oranı yüzde 9,4'ten yüzde 8,2'ye gerilerken, işgücüne katılım oranının yüzde 53,3'ten yüzde 52,7'ye düşmesi kazanımların sınırlı kaldığına işaret ediyor.
Kamu maliyesinde, yüksek faiz politikası nedeniyle faiz giderlerinin bütçe giderleri içindeki payı yüzde 10,2'den yüzde 14,9'a yükseldi. Önümüzdeki dönemde fiyat istikrarı ile mali disiplin arasındaki dengenin korunması kritik önem taşıyor. Programın en dikkat çekici sonuçlarından biri de Türkiye'nin risk primindeki iyileşme: 5 yıllık CDS primi Haziran 2023'te 500 baz puanken bugün 230 baz puan civarına geriledi. Bu gelişme, dış finansmana erişim maliyetini önemli ölçüde düşürürken, uluslararası yatırımcıların risk algısında belirgin bir iyileşme sağladı.
Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, programı makro dengeleri yeniden kurmak açısından kaçınılmaz bulurken, sıkı para politikasının reel sektör üzerinde ağır bir fatura oluşturduğunu belirtti. Yüksek ticari kredi faizleri ve kredi musluklarının kısılmasının, işletmelerin döner sermayesini erittiğini ifade eden Yıldırım, enflasyonun altında kalan döviz kurunun ihracatçı şehirlerin rekabet gücünü aşındırdığını vurguladı. Gaziantep Sanayi Odası YK Başkanı Adnan Ünverdi, 'acı reçete' olarak nitelendirdiği parasal sıkılaşmanın en sert etkisini reel sektörde hissettirdiğini, sanayi üretimi ve ihracatta daralma yaşandığını ifade etti. Ünverdi, düşük maliyetli finansman imkanları ve işveren maliyetlerini azaltacak adımlar beklediklerini söyledi.
Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Mete Akcan, sıkılaşma politikalarının reel sektörde ciddi baskı oluşturduğunu, finansman maliyetlerinin yükseldiğini ve döviz kurunun maliyet artışlarının gerisinde kalmasının rekabet gücünü zayıflattığını belirtti. Akcan, istihdamı ve üretim kapasitesini koruyacak ilave adımların ivedilikle devreye alınması gerektiğini vurguladı. Kayseri Ticaret Odası YK Başkanı Ömer Gülsoy, döviz kurunun enflasyonun altında artmasının ihracatçı ve üretici kesimlerde rekabet baskısı yarattığını, kalıcı çözümün verimlilik ve yapısal reformlarda olduğunu söyledi. Gülsoy, imalatçı sanayicilere yönelik kurumlar vergisi indirimini yerinde bir adım olarak değerlendirirken, finansmana erişim sorununun devam ettiğini ifade etti.
Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mehmet Büyüksimitci, enflasyonla mücadelede mesafe alındığını ancak yatırım yapmak isteyen sanayicilerin yüksek kredi maliyetleri nedeniyle temkinli hareket etmek zorunda kaldığını belirtti. Kur-enflasyon dengesizliğinin ihracatçıların rekabet gücünü olumsuz etkilediğini, emek yoğun sektörlerde sipariş kayıpları yaşandığını ifade etti. Kayseri Ticaret Borsası YK Başkanı Recep Bağlamış, dezenflasyon programının mali disiplin ve öngörülebilirlik açısından katkı sağladığını ancak üretim ve istihdamın korunmasının hayati önemde olduğunu vurguladı. Yüksek ticari kredi faizlerinin özellikle KOBİ'ler üzerinde baskı oluşturduğunu, düşük maliyetli ve uzun vadeli finansman imkanlarına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Torunoğlu, programın deprem bölgesindeki şehirler için daha zorlu olduğunu belirterek, Adıyaman gibi depremden etkilenen illerin sıkılaştırma tedbirlerinden ayrıştırılması gerektiğini ifade etti. Krediye erişimin neredeyse imkansız hale geldiğini, iç talepteki daralmanın ticarette belirgin bir düşüşe yol açtığını söyledi. Torunoğlu, deprem bölgesindeki işletmelere yönelik kredi kanallarının yeniden açılması, uzun vadeli yapılandırma ve enerji maliyetlerinde indirim gibi adımların atılması gerektiğini vurguladı. Eskişehir OSB YK Başkanı Nadir Küpeli, sanayideki daralmanın istihdam kayıplarına ve fabrika kapanışlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. 2026 ilk çeyrekte sanayi sektörünün yüzde 0,8, imalat sanayisinin yüzde 1,4 daraldığını hatırlatan Küpeli, finansmana erişim sorununun işletme sermayesini dahi çeviremez hale getirdiğini ifade etti.
Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, programın döviz rezervlerini artırma ve kırılganlığı azaltma konusunda başarılı olduğunu ancak yüksek faizin işletmeleri olumsuz etkilediğini belirtti. Enflasyon muhasebesi uygulamasının işletmeleri gerçekte elde edilmeyen kazançlar üzerinden vergi yüküyle karşı karşıya bıraktığını ifade eden Güler, üretim ve istihdamı destekleyecek adımların atılması gerektiğini söyledi. Denizli Sanayi Odası Başkanı Selim Kasapoğlu, küresel ticaret savaşları ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde üretim kapasitesinin en büyük güç olduğunu vurguladı. Yüksek faiz, enerji ve hammadde maliyetlerinin ihracatçı sektörlerin rekabet gücünü zayıflattığını belirten Kasapoğlu, sanayicinin döviz borcuyla değil üretim gücüyle büyümesi gerektiğini ifade etti.
İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, programın rezervleri güçlendirme ve dış finansman ihtiyacını azaltma açısından kazanım sağladığını ancak sıkı para politikasının üretim, ihracat ve yatırım üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Değişen koşullar doğrultusunda programın güncellenmesi gerektiğini ifade eden Özgener, kısa vadede finansmana erişimin kolaylaştırılması, Nefes Kredisi benzeri uygulamaların sürdürülmesi ve ihracat desteklerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu, enflasyonla mücadelenin yalnızca talep daraltarak değil üretim artırılarak başarıya ulaşabileceğini vurguladı. Deprem bölgesindeki işletmeler için vergi, SGK ve kredi borçlarında daha uzun vadeli ve sürdürülebilir yapılandırmalar yapılması gerektiğini ifade etti.
Sinop TSO Başkanı Salim Akbaş, programı tek kelimeyle 'başarılı' ya da 'başarısız' olarak nitelendirmenin eksik kalacağını belirterek, makro dengelerde iyileşme sağlanırken reel sektör ve vatandaş açısından ciddi maliyetler oluştuğunu söyledi. Döviz rezervlerinin güçlendiğini ancak enflasyonun hala yüksek olduğunu ifade eden Akbaş, yapısal reformların istenen hızda hayata geçirilemediğini ve dolaylı vergilerin yüksekliğinin en çok eleştirilen konular arasında olduğunu belirtti. İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli, programın maliyetli olsa da makroekonomik istikrar ve küresel güvenilirlik kazandırdığını ancak tarım sektöründe yıllık yüzde 8,8'e varan tarihi küçülmeler yaşandığını ifade etti. Sıkı para politikasının tavizsiz sürdürülmesi, kamuda güçlü mali disiplin ve yapısal reformların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, parasal sıkılaşmanın yanında üretim kapasitesini destekleyen politikaların da yürütülmesi gerektiğini belirtti. Finansmana erişim, yüksek faiz oranları ve krediye ulaşmadaki zorlukların üretici, ihracatçı ve KOBİ'ler üzerinde maliyet baskısı oluşturduğunu ifade eden Çandır, döviz kurunun enflasyonun gerisinde kalmasının rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur, enflasyonla mücadelede kararlılığın yeniden tesis edilmesini son üç yılın en önemli kazanımı olarak değerlendirirken, finansman maliyetlerinin üretimi destekleyecek şekilde dengelenmesi gerektiğini ifade etti. Eximbank ve reeskont kredilerinin erişilebilirliğinin artırılması, tarım, enerji ve lojistik maliyetlerini azaltacak desteklerin sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Artvin Ticaret Borsası Başkanı Osman Akyürek, rasyonel zemine dönüş söylemiyle başlayan süreçte para politikasında normalleşme sağlandığını ancak enflasyon sorununun tam anlamıyla çözülemediğini ifade etti. Reel sektör ve toplumun geniş kesimlerinin yüksek faiz, krediye erişim zorluğu ve alım gücündeki kayıpları hissettiğini belirten Akyürek, rasyonel zeminin sağlamlaşmasının yapısal reformlara bağlı olduğunu vurguladı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, enflasyonla mücadelede üretimi ve verimliliği destekleyen uzun vadeli politikaların önemli olduğunu ifade etti. Döviz dönüşüm desteğinin yüzde 5'e çıkarılması, reeskont kredilerinde günlük limitin 6 milyar TL'ye yükseltilmesi ve istihdam desteğinin 5 bin TL'ye çıkarılması gibi taleplerini sıraladı.
Trabzon Ticaret Borsası Başkanı Eyyüp Ergan, programın sonuçlarının genel olarak olumsuz olduğunu belirterek, sıkı para politikasının hedeflerden saptığını ve kredi maliyetlerinin yüksekliği ile döviz kurunun enflasyonun altında seyretmesinin ihracata dayalı üretimi engellediğini ifade etti. İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Semih Ergüder, programın öngörülebilirliği artırdığını ancak reel sektörde yüksek faiz ve finansmana erişim sorunlarının devam ettiğini belirtti. İhracatçıların rekabet gücünü koruyacak kur politikaları ve uygun maliyetli finansman imkanları sağlanması gerektiğini vurguladı.
Timay-Tempo AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Alış, global rekabetin arttığı bu dönemde yüksek kredi faizlerinin imalat sanayisinde para kazanmayı neredeyse imkansız hale getirdiğini belirterek, Çin örneğindeki gibi katma değeri yüksek şirketlerin devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Ercan Özbek, programın en önemli kazanımının öngörülebilirliğin yeniden tesis edilmesi olduğunu belirtti. Enflasyonla mücadelede beklentilerin daha hızlı düzelmesi için adımlar atılması gerektiğini ifade eden Özbek, vergi reformu ve KOBİ'lerin finansmana erişiminin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Türkiye'nin asıl açığının teknoloji açığı olduğunu belirterek, yüksek teknolojili üretim ve ihracatın artırılmasının sürdürülebilir büyüme için önemli olduğunu vurguladı.
Bu haber Ekonomim adlı kaynaktan derlenmiştir. Haberin tamamını orijinal kaynağından okuyabilirsiniz.
Haberin Kaynağına Gitİlgili Haberler

Yatak odanıza modern dokunuş: BİM’e 17 Haziran Çarşamba Homend Metal Karyola geliyor!
BİM, 17 Haziran Çarşamba günü yatak odalarında hem estetik hem de dayanıklı bir tasarım arayanlar için Homend metal karyola modelini aktüel ürünler kataloğu kapsamında satışa sunuyor. Sağlam teknik yapısı ve modern çizgileriyle dikkat çeken bu şık mobilya ürünü, yaşam…

Bilim İnsanları Uyarıyor: Kansere Karşı En Güçlü Doğal Savunma Mutfağınızda!
Yeni araştırmalar, brokoli, zerdeçal, sarımsak ve domates gibi besinlerin tümör oluşumunu engelleyip kanserli hücreleri yok ettiğini gösteriyor. Doğru tüketim yöntemleriyle etkileri katlanıyor.
Rekabet Kurulu'ndan otomotiv lastik firmalarına 3,6 milyar lira ceza
Rekabet Kurulu, otomotiv lastiği üretici ve dağıtıcılarına toplam 3 milyar 633 milyon 935 bin 171 lira idari para cezası uyguladı.

FAO Uyardı: Hürmüz Boğazı'ndaki Darboğaz Gıda Enflasyonunu Tetikleyebilir
FAO Başekonomisti Maximo Torero, Hürmüz Boğazı'ndaki ticaret kesintisinin gübre ve enerji arzında ciddi darboğaz yarattığını, çözülmemesi halinde yıl sonunda gıda enflasyonunun hızlanabileceği uyarısında bulundu.