Agroekolojik Tarım Projesiyle Buğday Verimi İki Katına Çıktı
FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, Bolu'da uygulanan agroekolojik tarım projesinin buğday verimini dekarda 200-250 kg'dan 550 kg'a çıkardığını açıkladı. Proje kapsamında sera gazı azaltımı, toprak iyileştirmesi ve çiftçi eğitimleri de gerçekleştirildi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, Bolu'da yürütülen agroekolojik tarım çalışmalarının üretimde önemli bir verim artışı sağladığını duyurdu. 2023 yılında başlatılan "Agroekolojik Tarım Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi Projesi" kapsamında Yeniçağa ve Seben ilçelerinde alınan sonuçların umut verici olduğunu belirten Selışık, projenin tamamlanma aşamasına geldiğini ifade etti.
Selışık, Yeniçağa ilçesinde uzun yıllardır dekar başına 200-250 kilogram olan buğday veriminin, agroekolojik uygulamalar sayesinde 550 kilograma yükseldiğini aktardı. Bu artışın, sürdürülebilir tarım açısından agroekolojik yöntemlerin önemli bir potansiyel taşıdığını gösterdiğini söyledi. Proje, doğal kaynakların korunması, toprak sağlığının iyileştirilmesi ve çiftçilerin üretim kapasitesinin artırılması hedefleriyle yürütülüyor.
Ayşegül Selışık, Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirilen projenin 703 bin dolarlık bütçeyle desteklendiğini ve Bakanlığın eş finansman sağladığını belirtti. Çalışmanın sadece üretim süreçlerine değil, aynı zamanda çiftçilerin bilgi ve uygulama kapasitesine de katkı sunduğunu vurguladı. Selışık, "Bolu'nun Seben ve Yeniçağa ilçelerinde uygulanan proje, agroekolojik yaklaşımların sahadaki etkisini ortaya koyarak çiftçilerin kapasitesini güçlendirdi ve üretim sistemlerinde dönüşümü destekledi. Sınırlı kaynaklarla önemli sonuçlar üreten proje, hem Türkiye'nin ilk Ulusal Agroekoloji Strateji Belgesi'nin hazırlanmasına katkı sağladı hem de yaygınlaştırılabilecek sürdürülebilir bir agroekoloji modeli ortaya koydu." dedi.
Proje kapsamında 1000'den fazla üreticiye ulaşıldığını, 16'dan fazla eğitim düzenlendiğini ve 22,27 hektarlık alanda 32'nin üzerinde pilot çalışma yapıldığını aktaran Selışık, ayrıca 32 çilek bahçesi oluşturulduğunu ve 50 hektar alanda mera ıslahı gerçekleştirildiğini belirtti. Çevresel kazanımlar arasında 407 bin 37 ton sera gazı azaltımı ve karbon tutulumu, münavebe ile toprak verimliliğinin artırılması, baklagillerin eklenmesiyle biyolojik azot döngüsünün desteklenmesi ve kimyasal gübre ihtiyacının azalması sayıldı. Doğrudan ekim ve koruyucu tarım uygulamaları toprak yapısını korurken, erozyon riskini düşürdü ve su tutulumunu sağladı. Karışık ekim sistemleriyle verim ve yem kalitesi yükselirken, entegre zararlı yönetimi ve toprak analizine dayalı gübreleme girdi kullanımını verimli hale getirdi.
Selışık, projeyle ürün çeşitliliğinin artırıldığını ve yağlık ayçiçeğinin ilk kez bölgenin üretim desenine girdiğini belirtti. Deneme üretimlerinde Türkiye ortalamasına yakın verim alınması üzerine ayçiçeğinin resmi üretim planlamasına eklendiğini ifade eden Selışık, kuraklık ve iklim değişikliğine dayanıklı sorgum, nohut, baklagiller ve yem bitkileri gibi alternatiflerin de üreticilere tanıtıldığını söyledi.
Bitkisel üretimle hayvancılık arasındaki bağı güçlendirmek için Yeniçağa ve Seben'e katı gübre dağıtım makineleri sağlanırken, yüzde 50 eş finansmanla otomatik silaj paketleme makinesi kullanıma sunuldu. Selışık, bu desteklerin yem üretimi ve depolamada verimliliği artırdığını, maliyetleri düşürdüğünü belirtti.
Bölgeye özgü IZA buğdayı için coğrafi işaret sürecinin başlatıldığını ve bu buğdaydan elde edilen unla katma değerli ürünler geliştirildiğini aktaran Selışık, kadın kooperatiflerinin bu süreçte aktif rol oynadığını ifade etti. Kızık armudu gibi yerel türlerin korunması ve tanıtılması için de çalışmalar yapıldığını ekledi.
Selışık, projenin hedeflerine ulaştığını vurgulayarak, "Hedefimiz, doğayla uyumlu üretimin mümkün olduğunu göstermek, toprağı korurken üretmeye devam edebileceğimizi ortaya koymak ve agroekolojiyi sahada yaşayan bir gerçekliğe dönüştürmekti. Bu projemizle bunu başardığımızı görüyoruz." değerlendirmesini yaptı.
Agroekolojik uygulamalar, tarımsal üretimde doğal süreçleri esas alan, biyolojik çeşitliliği destekleyen ve çevresel etkileri azaltmayı hedefleyen sürdürülebilir yöntemler arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, kimyasal girdilerin azaltılması, toprak ve su kaynaklarının korunması ile verimliliğin artırılmasını temel amaç ediniyor.
Bu haber Sanayi Gazetesi adlı kaynaktan derlenmiştir. Haberin tamamını orijinal kaynağından okuyabilirsiniz.
Haberin Kaynağına Gitİlgili Haberler

Türkiye'de Çiçek Satışlarının Yarısı İstanbul'daki Mezatlar Üzerinden Yapılıyor
İstanbul'daki Sarıyer, Kadıköy ve Alibeyköy mezatları, Türkiye'deki kesme çiçek satışlarının yaklaşık yüzde 45'ini gerçekleştirerek ülke çapında önemli bir dağıtım merkezi konumunda.

Bolu'da buğday verimi agroekolojik yöntemlerle ikiye katlandı
FAO'nun Bolu Yeniçağa'da yürüttüğü projeyle buğday verimi dekar başına 250 kilogramdan 550 kilograma çıktı. 703 bin dolar bütçeli projede 1.000'den fazla üreticiye eğitim verildi.

Tarım, Enerji ve Ormancılıkta Kapsamlı Reform Paketi Yürürlükte
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda yapılan değişikliklerle tarımsal mesafe kuralları yeniden düzenlenirken, alkollü içki firmalarına yönelik yasaklar genişletildi, karbon yutak ormanları kurulacak ve çeltik tarlaları için yeni mesafe sınırları getirildi.

Petrol Piyasasında 1 Milyar Varillik Kayıp: Stoklar Kritik Seviyeye Geriledi
İran-ABD mutabakatıyla Hürmüz Boğazı'nın açılmasına rağmen dört aylık kesintinin yol açtığı 1,15 milyar varillik arz kaybının telafisi aylar sürebilir. Stoklar 36 yılın en düşük seviyesinde, fiyatlar yeniden yükselebilir.